Günümüzde beyaz yaka iş yerlerinde hâlâ bir “usta–çırak” düzeni devam ediyor. Üniversitelerde anlatılan konular günümüzle çok uyuşmadığı için, Z kuşağından yeni mezun gençler iş hayatına girdiklerinde yeniden eğitime ihtiyaç duyuyorlar. Bu da hem iş yerindeki deneyimli çalışanların zamanını alıyor hem de genel verimi düşürüyor. Gençler sürekli soru soruyor, tecrübeliler de kendi işlerinden feragat edip onları yetiştirmeye çalışıyor.
Peki eskiden nasıldı? Eskiden üniversite mezunu biri, güncel bilgisiyle firmaya değer katar, yeni yöntemler getirir, hem öğrenir hem öğretirdi. Yani bilgi gerçekten karşılıklı akardı ve ortaya bir iş geliştirme kültürü çıkardı.
Bugün bu durumu düzeltmek için özellikle üniversite–sanayi iş birliğini artırmak, staj ve çıraklık dönemlerini gerçekten bir öğrenme ve aidiyet sürecine dönüştürmek gibi öneriler öne çıkıyor.