Eski İstanbul Jargonu
A
-
Afacan: Yaramaz ama sevimli çocuk.
-
Ahenk: Uyum, düzen (konuşmada: “havası yerinde”).
-
Ağzı kalabalık: Çok konuşan, lafı uzatan.
B
-
Babıali: Basın-yayın dünyası (gazeteciler için kullanılırdı).
-
Badire: Büyük sıkıntı, tehlikeli durum.
-
Beyoğlu delikanlısı: Kabadayı, racon bilen genç.
-
Bıcır bıcır: Canlı, hareketli (özellikle çocuklar için).
C
-
Caka satmak: Gösteriş yapmak.
-
Cambaz: İşini iyi bilen, kurnaz kimse.
-
Cingöz: Uyanık, zeki, hafif kurnaz.
Ç
-
Çakırkeyif: Hafif sarhoş.
-
Çalım: Gösterişli yürüyüş, eda.
-
Çelebi: Kibar, görgülü erkek.
D
-
Dandik: Kalitesiz, özensiz.
-
Dalavere: Hileli iş, entrika.
-
Dilli düdük: Lafını esirgemeyen, patavatsız.
E
-
Efendi: Terbiyeli, ağırbaşlı kimse.
-
Eyyamcı: Gününü kurtarmaya bakan, çıkarcı.
F
-
Fiyakalı: Gösterişli, dikkat çekici.
-
Fırıldak: Dönek, güvenilmez kişi.
G
-
Gacı: Kadın, kız (argo).
-
Gönül çelen: Etkileyici, cazibeli.
-
Gırgıriye almak: Alaya almak.
H
-
Hacıağa: Zengin, eli bol kimse.
-
Hava atmak: Övünmek.
-
Hödük: Kaba, görgüsüz kişi.
K
-
Kabadayı: Mahallenin raconunu bilen, sözü geçen kişi.
-
Kallavi: Büyük, gösterişli.
-
Kerata: Haylaz ama sevilen kimse.
L
-
Laf ebeliği: Boş konuşma.
-
Lümpen: Görgüsüz, başıboş.
M
-
Meydan okumak: Rest çekmek.
-
Mıntıka: Semt, çevre.
-
Müptezel: Düşkün, ayyaş.
R
-
Racon: Yazılı olmayan kural, usul.
-
Racon kesmek: Kural koymak, haddini bildirmek.
S
-
Sallapati: Başıboş, düzensiz.
-
Sapa sağlam: Çok güçlü, dimdik.
-
Sürçülisan: Dil sürçmesi.
T
-
Tiryaki: Bir şeye çok düşkün olan.
-
Tosun: Güçlü, iri yapılı delikanlı.
Z
-
Zıpçıktı: Sonradan görme, görgüsüz.
-
Zilli: Hafifmeşrep kadın (argo, eski kullanım).
Neredeyse Unutulan Eski Argo
Bu bölümde yer alan kelimeler ve deyimler günümüzde ya hiç kullanılmayan ya da sadece eski edebiyat, hatırat ve Yeşilçam metinlerinde rastlanan ifadelerdir.
A
-
Abanoz suratlı: Sert bakışlı, asık yüzlü kimse.
-
Alarga durmak: Mesafeli olmak, bulaşmamak.
B
-
Babafingo: Kabadayı bozuntusu, ciddiye alınmayan tip.
-
Bıcırgan: Huzursuz, yerinde duramayan.
-
Bodos: Kaba kuvvetle iş yapan.
C
-
Cibilliyetsiz: Ahlaksız, soysuz (eskiden daha yaygındı).
-
Cümbür cemaat: Topluca, herkes birlikte (argo ağırlıklı kullanım).
Ç
-
Çapul: Küçük hırsızlık.
-
Çürük adam: Güvenilmez kişi.
D
-
Dangalak: Sersem, aklı kıt (bugün çok seyrek).
-
Destursuz: İzin almadan davranan.
E
-
Ebleh: Aptal, saf.
-
Enayi yerine koymak: Saf sanıp kullanmak (argo bağlamda).
F
-
Feleğin çemberinden geçmiş: Çok şey yaşamış, eski kurt.
-
Fodul: Kibirli, burnu havada.
G
-
Godoş: Onurunu yitirmiş erkek (eski ağır argo).
-
Gırnata: Gürültü patırtı, karmaşa.
H
-
Hırt: Serseri, işe yaramaz.
-
Hodbin: Bencil.
K
-
Kaltaban: Aşağılık, sefil.
-
Kof kabadayı: İçi boş raconcu.
-
Külhanbeyi ağzı: Aşırı argo konuşma biçimi.
L
-
Lübunya: Eski İstanbul argosunda argo hitap (bugün bağlamı değişti).
M
-
Matrak: Alay konusu kişi (eski kullanım).
-
Mıymıntı: Sürekli ağır davranan.
O
-
Oynaş: Gizli sevgili.
P
-
Peşrev çekmek: Kavga öncesi gözdağı vermek.
-
Peyk: Ayakçı, haberci.
S
-
Sergerdan: Başıboş, serseri.
-
Sille tokat: Kavga dövüş (eski deyim).
T
-
Tıfıl: Toy, deneyimsiz delikanlı.
-
Tufeyli: Bedavacı.
U
-
Uşak: Hizmetkâr (argo ve aşağılayıcı kullanım).
Y
-
Yamak: Çırak, alt kademe adam.
-
Yelkenleri suya indirmek: Teslim olmak.
Z
-
Zırzop: Ciddiyetsiz, hafifmeşrep, aklı bir karış havada.
-
Züğürt: Parasız, meteliksiz (bugün nadir ve nostaljik kullanım).
Meyhane / Kahvehane Dili
Bu bölüm özellikle Galata, Kumkapı, Balat, Beyoğlu ve Üsküdar hattında meyhaneler ile mahalle kahvehanelerinde kullanılan söz ve deyimleri içerir.
A
-
Ağır al abi: Sakin ol, yavaşla (genelde rakı sofrasında söylenir).
-
Akan muhabbet: Sohbetin keyifli ilerlemesi.
B
-
Bir duble daha: Sohbet uzasın, kalkılmasın demenin kibar yolu.
-
Boş çekmek: Meze olmadan içmek.
-
Bohça gibi kafa: Aşırı sarhoş olmak.
C
-
Cila yapmak: İçkiyi suyla ya da son kadehle bitirmek.
-
Cukka: Para (hesap öderken sık kullanılırdı).
Ç
-
Çilingir sofrası: Rakı–meze sofrası.
-
Çakır olmak: Hafif sarhoş hâle gelmek.
D
-
Dibi düşmek: Çok beğenmek (özellikle mezeler için).
-
Dumanlı kafa: Sarhoşluk başlangıcı.
E
-
Ehlikeyif: Keyfine düşkün, içmeyi bilen kişi.
-
Eski toprak: Müdavim, görmüş geçirmiş müşteri.
F
-
Fincancı katırlarını ürkütmek: Ortamın huzurunu bozacak laf etmek.
G
-
Gırgır çevirmek: Şakalaşmak, muhabbeti neşelendirmek.
-
Gözü düşmek: Meze ya da içkiye iştahla bakmak.
H
-
Hesabı kitaba vurmak: Kim ne içti tartışmasına girmek.
-
Hödüklenmek: İçtikçe kabalaşmak.
K
-
Kafa dağıtmak: Dert unutmak için içmek.
-
Kadeh tokuşturmak: Dostluk göstergesi.
-
Kırık masa: Sürekli oturulan, müdavim masası.
L
-
Lafı demlemek: Sohbeti ağır ağır ilerletmek.
M
-
Meze arası: Kısa sohbet molası.
-
Meyhaneci babası: İşini bilen, müşteri kollayan işletmeci.
P
-
Pili bitmek: Sarhoşluktan hâlsiz düşmek.
R
-
Rakı beyazladı: Su katıldı, içime hazır.
-
Rota şaşmak: Fazla içip kontrolden çıkmak.
S
-
Sofrayı bozmak: Kalkmak, hesabı istemek.
-
Süzülmek: Hafif sendeleyerek yürümek.
T
-
Tıkırında: Her şey yolunda, keyif yerinde.
-
Tek atmak: Kadehi tek seferde içmek.
Z
-
Zil zurna: Aşırı sarhoş.
Kabadayı – Racon Dili
Bu bölüm özellikle 1900–1950 arası İstanbul’unda; Galata, Kasımpaşa, Balat, Eyüp, Üsküdar ve Beyoğlu çevresinde kabadayı, tulumbacı ve mahalle ağzında kullanılan raconlu ifadeleri içerir.
A
-
Ağır ol, molla desinler: Saygın davran, kendini küçük düşürme.
-
Adamına göre muamele: Karşıdakine layık olduğu şekilde davranmak.
B
-
Baba adam: Sözü geçen, güvenilir kişi.
-
Belini kırmak: Mecazen: üstünlük kurmak, sindirmek.
-
Bıçkın: Gözü kara, cesur delikanlı.
C
-
Ceket iliklemek: Saygı göstermek.
-
Ciğeri beş para etmez: Değersiz, itibarsız.
Ç
-
Çizgiyi aşmak: Racon bozmak.
-
Çökertmek: Bir işi tamamen bitirmek.
D
-
Delikanlı lafı: Sözüne güvenilir söz.
-
Diklenmek: Meydan okur gibi davranmak.
E
-
El pençe divan durmak: Aşırı saygı göstermek.
-
Emanete hıyanet olmaz: Güven bozulmaz (racon kuralı).
F
-
Fiyaka: Kabadayının dış görünüşü, edası.
G
-
Gölgede bırakmak: Gücünü hissettirmek.
-
Gözdağı vermek: Açık tehdit olmadan korkutmak.
H
-
Hesap kesmek: Meseleyi sonlandırmak.
-
Hiza almak: Haddini bilmek.
K
-
Kabadayılık: Mahalle düzenini koruma iddiası.
-
Kefil olmak: Birinin arkasında durmak.
-
Külhanbeyi: Kabadayı tipinin aşırı, hoyrat hâli.
L
-
Lafın belini kırmak: Tartışmayı sertleştirmek.
M
-
Mertlik: Sözünde durma, arkadan iş çevirmeme.
-
Meseleyi racona bağlamak: Kavgasız, usulle çözmek.
R
-
Racon: Yazısız kural.
-
Racon kesmek: Kuralları koymak.
-
Racon bilmek: Mahalle düzenine hâkim olmak.
S
-
Sahipsiz sanmak: Koruyucusu olmadığını düşünmek.
-
Söz ağızdan çıkar: Verilen söz geri alınmaz.
T
-
Tufaya gelmek: Tuzağa düşmek.
-
Ters kelepçe: Mecazen: tamamen etkisiz bırakmak.
Y
-
Yan bakmak: Saygısız bakış atmak.
-
Yol vermek: Alan açmak ya da uzaklaştırmak.
Z
-
Zımpara: Sert, acımasız, kimseye eyvallahı olmayan adam (kabadayı dili).
-
Zıpzıp: Güvenilmez, bir öyle bir böyle davranan kimse (bugün anlam kaydıyla bilinir).
-
Zonta: Kabadayı kılıklı, serseri tip (İstanbul argosu).