Logo

Her gün sizlere birbirinden ilginç haberler, rehberler ve dökümanları paylaşmaktan mutluluk duyarız.

pikort

Sende Aramıza Katıl

İçindeki yazarı ortaya çıkar

Şimdi Yazmaya Başla

Zeus’un Gerçek Doğuşu

4 ay, 1 hafta önce · 3 dk okuma · 168
feridun demir
Editör
Zeus’un Gerçek Doğuşu
Hiç düşündünüz mü, “Zeus aslında kimdi?” diye. Yani gerçekten göklerden şimşek fırlatan bir tanrı mıydı, yoksa hikâyeler büyütüle büyütüle günümüze ulaşmış bir insan mı? Gelin, biraz farklı bir açıdan bakalım.

İlk insanları hayal edin. Her şey yeni, her şey gizemli… Köyde yaşıyorsunuz ve bir gün yağmurlu bir havada birinin yıldırım çarpmasıyla öldüğüne şahit oluyorsunuz. Sonra başka bir zaman yine bir insana yıldırım çarpıyor ama bu kez kişi ölmüyor. Üstelik sırtında şimşek izine benzeyen yanıklar var ve yaşıyor. Bugün bile böyle bir olayı duysak “Kutsal bir mucize?” diye konuşuruz. Binlerce volt elektrik çarpıyor ve ölmüyor sonuçta. Antik Yunan’da bu tamamen “kutsal” bir şey olarak yorumlanırdı. Ve kişi anlatıla anlatıla yüceltilirdi.

Bir de bu adamın yünlü kıyafetini çıkarırken karanlıkta statik elektrikten dolayı etrafa kıvılcımlar saçtığını düşünün. Buna tanık olanların “Kral şimşek saçıyor kutsal adam” diye söylenti yaydığını hayal edin yalan haberdense inanılmış görülmüş tanık olunmuş olayı anlatan bir sürü insan inanarak anlatılmış sözler daha etkilidir. Böyle birinin zamanla “Zeus” diye anılmaya başlaması hiç de şaşırtıcı olmazdı.

Bu kişi güçlü, lider biriyse, topluluk onu doğal olarak yüce bir varlık ulaşılmaz olarak gibi görmeye başlar. Çapkın bir adamsa, mitolojideki Zeus’un ünlü aşk hikâyeleri de cuk oturur.

AH HERA VAH HERA

 Eşi Hera’nın “tanrıların kraliçesi” gibi görülmesi de çok normal; sonuçta toplumun gözünde saygı duyulan bir “ana figürü”. Ve Hera'nın aile ve aşk ilişkilendirilmesi onun psikolojini anlamamızda yardımcı oluyor.

POSEİDON'A KAFA YORALIM.

Gelelim Poseidon’a elinde üç dişli mızrağıyla denizlere hükmeden tanrı olarak bilinir. Ama belki de o dönemlerde denizlerde efsaneleşmiş bir kaptanın, bir amiralin abartıla abartıla anlatılmış hikâyesidir. Gemileri yönetmiş, fırtınalara karşı zaferler kazanmış biri, halkın gözünde kolayca “denizin efendisi” olur.

İşte tüm bu anlatılar, kuşaktan kuşağa aktarıldıkça değişir, büyür, süslenir. Saray dedikoduları, kahramanlık hikâyeleri, günlük olaylar… Zaman içinde kulaktan kulağa oynar gibi bir hale gelir. Sonra bir gün bir şair, bir yazar çıkar ve bunları papirüse döker. İşte o anda artık “mitoloji” dediğimiz büyülü dünya ortaya çıkar.

ÖZET

Kısacası, benim bu küçük teorime göre mitolojinin birçok kısmı, insanların gerçek olayları yıllarca abartarak anlatmasının bir sonucu olabilir. Ve bence bu da mitolojiyi daha da güzel yapıyor: Hem gerçeklikten bir iz taşıyor, hem de insan hayal gücünün nereye varabileceğini gösteriyor.
Okuduğunuz İçin teşekkürler. Diğer yazılarımda görüşürüz.


Etiketler:


feridun demir
Tarihçi

Tarih araştırmaları yapan dersleri halen daha dinleyen biri

Profili Gör
💬 Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.